Menu

  • collapseDeutsch (439)
  • collapseEnglish (63)
  • expandEspañol (65)
  • expandFrançais (75)
  • expandItaliano (33)
  • expandNederlands (28)
  • expandOther Languages (8)
  • collapseTürkçe (60)
  • expandРусский (20)

Sendikal harekete bağımlı grev hareketinin ikilemi:

tr-bul-2002-03

Sendikal harekete bağımlı grev hareketinin ikilemi:

Sendikal harekete bağımlı grev hareketinin ikilemi:
Haziran 2002′deki inşaat işçileri grevi “17.6.2002 ¿le 26.6.2002 arasında tüm Almanya’ya yayılmış yaklaşık 2800 inşaatta çalışmakta olan 32.000 dolayında inşaat işçisi 1945 ‘ten beri ilk kez, daha iyi çalışma koşullan ve ücret artışı amacıyla grev yaptı. Pek çok işçi için onyıllardan beri ilk mücadele deneyimi olarak bu grev büyük bir önem taşımakla birlikte, aynı zamanda DGB yönetimi ve DGB bürokrasisinin kontrolü altındaki mücadelelerin ikilemim de ortaya koymaktadır.
Birincisi, yetersiz taleplerle (tarifeli ücretle çalışan tüm işçiler için yüzde 4,5) başlatılan grev, taleplerin henüz yarısı “elde edilmiş” durumdayken boğulup durduruldu ve üstelik bu sanki büyük bir başarıymış gibi gösterildi. Böylece, en mücadeleci meslektaşlarımızın bile moral bozukluğu ve teslimiyetçiliğe sürüklenmesi için gereken yapılmış oldu.
İkincisi, özellikle bu grev, sendika yönetiminin devletçi-şovenist politikaları yüzünden işçi kitlelerinin Alman emperyalizmine olan gerici bağlarının nasıl güçlenip sağlamlaş tığını da göstermiştir. Çünkü bunlar tüm işçiler için “eşit işe eşit ücret” fikrini ancak yüzeysel olarak kabul etmektedir. Aslında şovenist politikaları tam da bu ülkede gayriresmi olarak yaşayıp çalışan ve en çok sömürülen, en çok haksızlığa uğrayan işçilere karşı yürütülmektedir. ” Broşürde önce grev süreci anlatılmakta ve grev kırıcı olarak çalıştırılmaya razı olmayan diğer ülke işçilerinin dayanışması vurgulanmaktadır.
Kendi sınıf gücümüze güvenelim, mücadeleyi kendimiz sürdürelim!
IG-BAU yönetiminin cılız pazarlık sonucunu “büyük başarı” diye satarak grevi durdurmasından sonra, bu grevden çıkarılacak bir başka ders de işte budur.
IG-BAU yönetiminin şovenist politikası işçiler arasındaki rekabeti işte böyle körüklüyor!
Herkes için % 4,5 ücret artışı talebi inşaat sektörü işçileri arasındaki bölünmeyi iyice artırmaktadır.
‘”Eşit işe eşit ücret’ talebine gerçekten geçerlilik kazandırmak için Doğu Almanya ‘da yaklaşık yüzde 8 ‘lik bir ücret artışı istemek gerekirdi. ” İnşaatlarda insanlıkdışı boyutlara varan uzun İşgünleri boyunca karın tokluğuna çalıştırılan sayısız “kaçak” işçi için ise IG-BAU yönetimi hiçbir talepte bulunmamıştır.
” ‘Kaçak işçiler’i sözcüğün tam anlamıyla her türlü yola başvurarak durdurulması gereken rakipler olarak görmektedir. ” IG-BAU yönetimi inşaatlarda muhbirlik yapılmasından ve “kaçakların” geldikleri ülkelere geri gönderilmesinden yanadır.
“Göç etme hakkını ve başka ülkelerdeki işçilerin Almanya’ya serbestçe gelmesini sınırlamaya yönelik her talep, alabildiğine gerici bir tavırdır. Bütün ülkelerin işçilerinin ‘kendi’ ülke sınırlarım aşan bir tarzda birleşmesi mutlaka gereklidir ve nereden gelirlerse gelsinler, tüm işçilerin aynı haklara sahip olması için mücadele edilmedikçe, bu birleşme imkânsızdır. Engellenmeden göç edebilme hakkı da buna dahildir. ” Yaşasın proletarya enternasyonalizmi! IG BAU’nun başka ülkelerden gelen meslektaşlarımıza karşıyürüttüğü gerici politikayla mücadele edelim!
IG-BAU saflarında yönetimin şovenist politikasına karşı tek tuk sesler duyulmaktadır. Örneğin Hamburglu bir kadın meslektaşımız şu çağrıda bulunmuştur:
“Dayanışma inşaatlara geri dönmelidir. Sloganımız ‘Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!’ olmalıdır. “En(…)

Comments are closed.