Menu

  • collapseDeutsch (439)
  • collapseEnglish (63)
  • expandEspañol (65)
  • expandFrançais (75)
  • expandItaliano (33)
  • expandNederlands (28)
  • expandOther Languages (8)
  • collapseTürkçe (60)
  • expandРусский (20)

Modern revizyonizm temel tehlike olmaya devam etmektedir ve edecektir!

"Bugün akla gelebilecek neredeyse her şey çıkıyor karşımıza:

Modern revizyonizm temel tehlike olmaya devam etmektedir ve edecektir!

Modern revizyonizm temel tehlike olmaya devam etmektedir ve edecektir!
“Bugün akla gelebilecek neredeyse her şey çıkıyor karşımıza:
FAU’nun bazı unsurları gibi kimi anarşist gruplar Stalin’i sa vunuyor (birdenbire ‘otonom’ komünistler beliriveriyor), ama proletarya diktatörlüğünü ve Komünist Partisi’ni red dedip sonra da Troçkist gruplarla ittifak kuruyorlar. MLPD gibi gruplar ise söylediklerinin komünist içeriğiyle tam ters orantılı şiddette, kulak tırmalayıcı bir gürültü çıkarıp sinir bozmakla kalmıyor, kabasaba ve milliyetçi bir üslupla (1949 öncesi Çin’de, mücadele yürüten yoksul emekçi kit leri için kullanıldığı şeklinde kullanarak) ‘halk’ üzerine tez ler ileri sürerek utanç verici bir şekilde Alman halkı’nın en berbat alışkanlıklarının kuyruğuna takılıyor, karnavallarda görülen bir şaklabanlıkla ‘Hellav MLPD’ diye bağırmaktan bile geri durmuyorlar. DKP ve ‘PDS Komünist Platformu’ gibi grupların yanısıra Doğu-KPD-’Kızıl Bayrak’ grubu da birdenbire ‘revizyonizm’den bahsetmeye başlıyor ama sanki Kruşçov, Brejnev, Ulbricht ve Honecker’le hiç ilişkileri olmamış gibi kendi kendilerini kast etmiyorlar bu terimle.
Ve hepsi nasıl şu Alman devletine ve sınıf düşmanlarına karşı azçok ‘barışçıl yolu’ tutmuşsa, birbirlerine karşı da birdenbire pek ‘barışçıl’ oluvermiştir. ‘Yuvarlak masalar’da toplanmakta, ‘seçim ittifakları’ kuruvermekte ve ‘birlik’ yeminleri etmektedirler. Her şey böyle güzel bir barış havasına bürününce, aslında kendilerini ‘antirevizyonist’ sayan ‘Arbeiterbund’ veya KPD-’Roter Morgen’ gibi daha birçok grup da şimdiye kadar revizyonizm hakkında söylenmiş şeyleri unutuyor, komünist bir program ve stra teji olmaksızın ‘komünist birliği’ni kurmaya kalkışıyorlar.” Bildirideki tezler aşağıda kısaltılmadan aktarılmıştır.
Modern revizyonizme karşı tezler I. Modern revizyonizmin başlangıç evresi ve ilk biçimleri ♦ Marx ve Engels’ten beri komünist hareketin tarihi aynı zamanda oportünist akımlara karşı mücadelenin tarihidir.
Marx ve Engels zamanında Bakunin ve Proudhon’dan Lasalle ve Bernstein’a kadar anarşizm ve sağ oportünizme karşı mücadele edilmişti. Lenin ve Stalin döneminde ise ikinci Dünya Savaşı başlayıncaya dek Kautsky’den Troçki ve Bukharine kadar, kendine Marksist diyen döneklerle mücadele edilmişti.
Modern revizyonizm olarak adlandırdığımız olgu bu akımlardan farklıdır, özellikle 1945 sonrasında bilimsel komünizmin temellerinde yapılan değişiklikleri kapsar.

• Kendine komünist diyen her güç veya kişi komünist değildir. Marx, Engels, Lenin ve Staline dayandığını söyleyen güçler de muhtemelen bunu bir aldatmaca amacıyla yapmakta, bilimsel komünizmin temel noktalarında giriştikleri revizyonu saklamaya çalışmaktadır.
Bugünkü modern revizyonistlerin uzun bir geçmişi vardır.
Temel düşünceleri II. Enternasyonal sırasında Bernstein ve Kautsky tarafından çarpıtılan Marx’a kadar uzanır bu tarih. Hitler Karşıtı Koalisyon’un Nazi faşizmini altetmesinden sonra -özellikle Kautskycilik ve Troçkizm’in yeni bir çeşidi ve bir tür milliyetçilik olarak beliren Titoculuk’un güya Marx ve Lenin’den hareket ederek 1947/48′de ülkeyi Batılı emperyalist büyük güçlere peşkeş çekmenin yolunu hazırlamasıyla birlikte- modern revizyonizmin yeni çeşitlemeleri ortaya çıkmıştır. Titocu hareket, bir ülkede yönetimi ele almış bulunan bir Komünist Parti önderliğinin nitelik değiştirmesinin ilk örneğidir, işte bu noktadan itibaren modern revizyonizmin devlet iktidarından yararlanmaya başladığını görüyoruz.

• Tito revizyonizmi tarafından temsil edilen modern revizyonizm ideolojisi ve politikası 1945 sonrasında tüm dönekleri kendine çekmesinin yanısıra, yalpalayan unsurlar için de cazipti. Bu kararsız eğilimler emperyalizm ve proleter devrimi kuramının apaçık kurallarına rağmen, yeterince anlaşılamamış olan Hitler Karşıtı Koalisyon döneminin etkisiyle 1945′ten sonra artık “sınıf mücadelesi”nin sona erdiği, emperyalist büyük güçlerle sosyalist Sovyetler Birliği’nin (ve halk demokrasilerinin) barış içinde bir arada yaşayarak insanlığı daha iyiye götürmek için “birlikte”(…)

Comments are closed.