Menu

  • collapseDeutsch (439)
  • collapseEnglish (63)
  • expandEspañol (65)
  • expandFrançais (75)
  • expandItaliano (33)
  • expandNederlands (28)
  • expandOther Languages (8)
  • collapseTürkçe (60)
  • expandРусский (20)

"Alman Birliği"nin on yılı:

Hoyerswerda'dan Düsseldorf a kadar Nazi terörü "Alman emperyalistleri 'Alman ulusunun yeniden birleşmesi' sloganı altında, son yıllarda eşi görülmedik bir milliyetçi-şoven pogrom ortamının oluşmasına çanak tuttular.

"Alman Birliği"nin on yılı:

“Alman Birliği”nin on yılı:
Hoyerswerda’dan Düsseldorf a kadar Nazi terörü “Alman emperyalistleri ‘Alman ulusunun yeniden birleşmesi’ sloganı altında, son yıllarda eşi görülmedik bir milliyetçi-şoven pogrom ortamının oluşmasına çanak tuttular.
Hoyerswerda ve Rostock’ta, Mölln ve Solingen ‘de, Magdeburg, Lübeck ve Düsseldorf ta bu ortam had safhaya vardı.
Şoven ve ırkçı kışkırtma, Nazilerce ‘Alman olmayan ‘ diye nitelenen insanların uğradığı saldırılar ve cinayetler, o zamandan beri son derece yoğunlaştı ve artık gündelik hale geldi.
Bu noktada Nazi hareketinin atılımını, Alman emperyalizminin devletinin ve politikacılarının izlediği politika ve propagandayla yakın ilişkisi içinde, bütünsel olarak değerlendirmek tayin edici bir önem taşımaktadır. Alman emperyalizmi Almanya birliği’nin on yılından sonra, emperyalist büyük güç olarak rolünü, Özellikle Jugoslavya karşısındaki emperyalist saldırganlığıyla askeri açıdan da yeniden sergilemiştir. Alman emperyalistleri, Demokratik Alman Cumhuriyetini ilhak ederken de, sözde ‘solcu-ilerici ‘ çevrelere dek uzanan bir milliyetçilik ve şovenizm potansiyelini ne kadar kısa bir zaman içinde harekete geçirebileceklerini göstermişlerdi.
Devletin sınırdışı etme terörü, Nazi terörü, Nazilerin polis ve adliye tarafından korunması, politikacıların ve medyanın göçmenlere, Romanlara vb. karşı kışkırtmaları arasındaki bağlantıları açığa çıkarmak önemlidir. Böylece, Almanya ‘daki bu kahrolası durumun yerleşmesine karşı, Nazi terörünün ve devlet baskısının bütün kurbanlarıyla sarsılmaz bir dayanışma içinde -arka planda Alman emperyalizminin saldırganlığı artarken- verilen mücadele, sadece bu durumun sonuçlarına karşı değil, uzun vadede özellikle Alman emperyalizminin, militarizminin ve misilleme politikasının sosyalist devrimle zora dayalı olarak yok edilmesine yönelir. ” Bildiri, 1990 yılından bu yana Nazi teröründe görülen yükselişi “Hoyerswerda’dan Dusseldorf’a Nazi terörünün yedi aşaması” adlı bölümde ayrıntılarıyla aktarmaktadır:
7. Hoyerswerda’da pogrom: Vietmanlı ve Mozambikli işçilere karşı (Eylül 1991) 2. Mannheim-Schönau’da pogrom:
Göçmenlere karşı (Mayıs/ Haziran 1992) 3. Rostock’ta pogrom: Romanlara ve Vietnamlılara karşı (Ağustos 1992) 4. Mölln ve Solîngen’de kundaklamalar: Türk göçmenlere karşı (Kasım 1992, Mayıs 1993) 5. Magdeburg’da sürek avı: Afrikalı göçmenlere karşı (Mayıs 1994) 6. Lübeck’te ırkçı kundaklama: Afrikalı göçmenlere karşı (Ocak 1996) 7. Lübeck ve Düsseldorf’ta kundaklama ve bombalı saldırı: Yahudi nüfusa karşı (Mart 1994, Mayıs 1995, Temmuz 2000) “1990′dan 2000′e Nazi terörünün bilançosu” başlıklı bölümde devamla şu görüşlere ver veriliyor:
“90 ‘lı yılların başından bu yana -bu tarihin ‘Alman Birliği ‘ ile aynı döneme denk gelmesi bir tesadüf değildir- ülkenin her tarafında, sistematik gece saldırılarına çanak tutan bir hava yaratıldı. Bu durumu mümkün(…)

Comments are closed.