Menu

  • collapseDeutsch (439)
  • collapseEnglish (63)
  • expandEspañol (65)
  • expandFrançais (75)
  • expandItaliano (33)
  • expandNederlands (28)
  • expandOther Languages (8)
  • collapseTürkçe (60)
  • expandРусский (20)

20 Mart 2003: ABD ve İngiliz uçakları Irak'ı bombaladı!

20 Mart 2003 tarihinde GDS'in, Irak'a karşı başlatılan savaş hakkındaki yayımlanan açıklamasını burda olduğu gibi aktarıyoruz:

20 Mart 2003: ABD ve İngiliz uçakları Irak'ı bombaladı!

20 Mart 2003: ABD ve İngiliz uçakları Irak’ı bombaladı!
20 Mart 2003 tarihinde GDS’in, Irak’a karşı başlatılan savaş hakkındaki yayımlanan açıklamasını burda olduğu gibi aktarıyoruz:
Yakın Doğu’daki ABD saldırganlığı ve Alman emperyalizminin taktikleri karşısında tavrımız.
ABD’nin Irak’a saldırısına karşı mücadele edelim!
Aylar boyunca 250.000′den fazla askeri harekete geçiren dünyanın en büyük emperyalist gücü ABD, İngiliz emperyalizmi ile birlikte 20 Mart 2003′te Irak’ı bombalamaya başladı. Dev bir cinayet makinesi olan askerî gücünü bu ülkenin işgali için seferber etti. ABD ve İngiliz emperyalizmi tarafından Irak’a karşı girişilen bu savaş politik, ekonomik ve stratejik çıkarları koruyup genişletmeyi hedefleyen gerici ve haksız bir savaştır.
Dİğer emperyalist güçlerin de bütün derdi kendi kâr ve çıkarlarından, bölgedeki güçlerinden başka bir şey değildir.
İrak’ın sömürülen emekçi kitlelerinin ve Irak’ta yaşayan halkların acısını korkunç boyutlara vardıran bu savaş hiç tereddüte düşmeden emperyalist saldırganlık olarak teşhir edilmeli ve savaşa karşı mücadele verilmelidir.
Protestoların ağırlık noktasını Irak’ı barbarca bombalayan emperyalizmin bu cinayetlerine yöneltmek, emperyalist sistemin yarattığı alabildiğine gerici bir rejim olan cani Saddam Hüseyin rejimine yakınlık duymak anlamına kesinlikle gelmez.
Gerçekten de bir eşiğe, giderek keskinleşen uluslararası durumda yeni bir aşamaya işaret eden bu savaş bütün dünyada dramatik etki ve sonuçlara yol açmaktadır.
Emperyalist güçlerin arasında, özellikle de en büyük olanlarımın arasında bu savaşla ilgili olarak ayrılıklar bulunması, bölgeye ve tüm dünyaya egemen olabilmek İçin aralarında sürüp giden mücadelenin ne kadar keskinleştiğinin göstergesidir.
Yaşanmakta olan, etki ve çıkar alanlarının yeniden paylaşımı için sürdürülen sert bir savaştır. Özellikle, emperyalist ekonomi açısından büyük Önem taşıyan petrol gibi hammadde kaynakları askeri müdahale ve işgal yoluyla emperyalist rakiplere karşı olabildiğince geniş çaplı ve doğrudan bir şekilde kontrol edilmeye çalışılmaktadır.
Bu tırmanışın bir başka dramatik boyutu da, emperyalist güçlerin şu sıralarda kendi yasalarını, uluslararası hukuku, bizzat imzaladıkları saldırı savaşı yasağını vb. giderek çiğnemekte, hatta yoksaymakta oluşudur. Emperyalist sistemin en yüksek ilkesi olan kârı artırmak uğruna avdan pay kapmak İçin, rakiplerine karşı gerekirse kaba kuvvete başvurarak haydutça hedeflerini gerçekleştirmeye çalışırken yapıyorlar bunu. Kapitalİst-empcryalist toplumun yağmacı savaşlarla, emperyalist haydutlar arasındaki askeri çatışmalarla, halklara karşı yürütülen saldırılarla ve dünyayı kan gölüne çeviren dünya savaşlarıyla nasıl kaçınılmaz bir bağlantı içinde olduğu giderek daha belirgin hale geliyor.
Baş düşmanımızın, yani Alman emperyalizminin, taktiklerini açığa çıkarıp mücadele edelim!
Bu savaşa karşı Alman emperyalizminin sahtekârca “hayır” demesi, kesinlikle “barışseverlik”le ilgili değildir.
Alman emperyalistleri Irak’a karşı sürdürülen barbarca savaşa bizzat katılmaktadır. (Almanya’daki Amerikan birlikleri İçin limanlar, havaalanları, demiryolları ve hava sahasını kullanım hakkı, Federal Ordu’ya ait AWACS uçaklarının ve Kuveyt’teki zırhlı nükleer, biyolojik ve kimyasal silahları izleme araçlarının [ABC Spürpanzer] katkıları).
Nazi yayın organları -örneğin “Nationalzeitung”- İçin besbelli olan şey esas İtibarıyla Alman emperyalizminin barış şakşakçıları için de geçerlidir. ABD’nin savaşma karşı çıkmaları, bu savaş “Alman çıkarlarına”, yani Alman emperyalizmi, militarizmi ve İntikamcılığmın kendi emperyalist büyük güç hedeflerine uymadığmdandır.
Son onyıllarda Alman fınanskapitali “ne pahasına olursa olsun Irak’ta ticaret yapma” düsturuyla hareket etmiş, başta ABD olmak üzere rakipleriyle mücadele ederek etkisini alabildiğine artırmıştır. Askeri alanda hiçbir şekilde rakip olamayacakları ABD’nin “kendi başına” askeri müdahalede bulunmasına karşı çıkan Alman emperyalistleri, böylece Irak’ta ABD yanlısı bir rejimin kurulup çıkarlarının bozulması ve şimdiye dek edinilmiş etkinin yitirilmesi tehlikesini önlemeye çalıştı, hâlâ da çalışıyorlar.
Ama tabii bu, çok yakında çark edilmeyeceği demek değildir. Diğer emperyalistlerin aralarında pay edeceği(…)

Comments are closed.